Kedi ve Köpek Beslenmesinde En Sık Yapılan 5 Hata

Kedi ya da köpek sahibi olmak… İlk bakışta bolca sevgi, biraz mama, biraz oyun gibi görünür. Ama iş beslenmeye gelince, iyi niyetle yapılan hatalar sandığımızdan çok daha yaygındır. “Ben onu çok seviyorum” demek, her zaman “doğru besliyorum” anlamına gelmez.
Kedi ve Köpek Beslenmesinde En Sık Yapılan 5 Hata
Kedi ya da köpek sahibi olmak… İlk bakışta bolca sevgi, biraz mama, biraz oyun gibi görünür. Ama iş beslenmeye gelince, iyi niyetle yapılan hatalar sandığımızdan çok daha yaygındır.
“Ben onu çok seviyorum” demek, her zaman “doğru besliyorum” anlamına gelmez.
Aslında çoğu hata bilgisizlikten değil; alışkanlıklardan, kulaktan dolma bilgilerden ve “bize iyi gelen ona da iyi gelir” düşüncesinden doğar. Gelin, kedi ve köpek beslenmesinde en sık yapılan 5 hataya birlikte bakalım.
1. Her Kediye, Her Köpeğe Aynı Mamayı Vermek
Belki de en yaygın hata bu:
“Bu mama çok iyi, komşunun kedisi bayılıyor.”
Ama gerçek şu:
Her kedi ve köpeğin yaşı, kilosu, aktivite seviyesi, hassasiyetleri ve hatta karakteri bile farklıdır.
- Yavru bir köpeğin protein ihtiyacı ile yaşlı bir köpeğin ihtiyacı aynı değildir.
- Kısırlaştırılmış bir kedinin metabolizması, aktif bir kediden farklı çalışır.
- Alerjik bünyeye sahip bir patili dost için “herkesin yediği” mama ciddi sorunlara yol açabilir.
Tek tip mama = tek tip ihtiyaç varsayımı
Oysa canlılar, tıpkı insanlar gibi, standart değildir.
2. Mama İçeriğini Okumadan Sadece Markaya Güvenmek
Bir mamanın popüler olması, onun her zaman doğru olduğu anlamına gelmez.
Ambalajın ön yüzündeki iddialar cazip olabilir ama asıl hikâye içerik listesinde gizlidir.
Sık yapılan hatalar:
- Protein kaynağının belirsiz olması
- Aşırı tahıl oranı
- Gereksiz katkı maddeleri
- Hayvansal değil, bitkisel ağırlıklı proteinler
Kedi ve köpekler için protein kalitesi, miktarından daha önemlidir.
Yani “çok proteinli” değil, doğru proteinli mama gerekir.
3. Sofra Artıklarının Masum Olduğunu Sanmak
“Bir parça versem ne olacak?”
Aslında çok şey olabilir.
İnsan gıdaları:
- Tuzlu
- Baharatlı
- Yağlı
- Şekerli
ve çoğu zaman kedi-köpek metabolizmasına uygun değildir.
Soğan, sarımsak, çikolata, üzüm gibi bazı gıdalar ise doğrudan toksik olabilir.
Üstelik sürekli verilen küçük kaçamaklar; obezite, sindirim sorunları ve davranış problemlerine yol açabilir.
Sevgi = mama paylaşmak değildir.
Sevgi, onun sağlığını korumaktır.
4. “Yemiyorsa Aç Değildir” Demek
Mama kabına bakıp “acıkınca yer” demek, özellikle kediler için büyük bir hatadır.
Kediler stres, koku değişimi, mama içeriği veya şekil değişikliği nedeniyle mamayı reddedebilir.
Köpeklerde ise seçicilik zamanla öğrenilmiş bir davranış olabilir.
Ama işin psikolojik bir boyutu da vardır:
- Aynı mamayı uzun süre yemek
- Tat, doku ve kokuya alışmak
- Monotonluk
Tıpkı her gün aynı yemeği yemek zorunda kalan bir insan gibi…
5. “Premium Mama = Her Zaman Doğru Mama” Yanılgısı
Evet, kalite çok önemlidir.
Ama premium bile olsa, mama kişiye (patiye) özel değilse yeterli olmayabilir.
Bir kedinin:
- Hassas sindirimi olabilir
- Daha fazla proteine ihtiyacı olabilir
- Kilo kontrolü gerekebilir
Bir köpeğin:
- Düşük tahıllı beslenmesi gerekebilir
- Alerjik reaksiyonları olabilir
- Daha aktif bir yaşamı olabilir
İşte bu noktada “iyi mama” kavramı, doğru mama kavramına dönüşmelidir.
Peki Çözüm Ne?
Çözüm, her kedi ve köpeği birey olarak görmekten geçer.
Standart reçeteler yerine, ihtiyaçlara göre şekillenen bir beslenme yaklaşımı gerekir.
Tam da bu noktada MamaPlus Prive, klasik mama anlayışının dışına çıkar.
- 🐾 Kişiselleştirilmiş mama deneyimi
- 🥩 Multi-proteinli ve super premium içerikler
- 📋 Veteriner onaylı formüller
- ♻️ Dönüştürülebilir ambalaj
- 🚚 Aynı gün kargo & yeme-iade garantisi
MamaPlus Prive, “herkese aynı mama” demek yerine
“Senin kedine, senin köpeğine özel” demeyi seçer.
Çünkü sağlık tesadüf değildir.
Sıkça Sorulan Sorular
Doğru geçiş yapıldığında hayır. Yeni mamaya yavaş yavaş geçmek, sindirim sorunlarını önler.
İhtiyaçları benzerse mümkün olabilir; ancak yaş, kilo ve sağlık durumları mutlaka değerlendirilmelidir.
Farklı protein kaynakları, aminoasit dengesini güçlendirir ve seçiciliği azaltabilir.
Hayır. Besin ihtiyaçları farklıdır ve bu durum uzun vadede sağlık sorunlarına yol açar.










